<?xml version="1.0" encoding="utf-8" ?>
<rss version="2.0" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom">
    <channel>
        <title>YAŞAM-TEKNOLOJİ-BİLİM-GENETİK</title>
        <description></description>
        <link>http://gurcan091609.blogcu.com</link>
        <lastBuildDate>Sat, 07 Nov 2009 18:57:21 +0200</lastBuildDate>
     
        <item>
            <title>GEN MÜHENDİSLİĞİ</title>
            <link>http://gurcan091609.blogcu.com/gen-muhendisligi_18261631.html</link>
            <guid>http://gurcan091609.blogcu.com/gen-muhendisligi_18261631.html</guid> 
            <description>&lt;P&gt;&lt;STRONG&gt;Son zamanlarda yayınlanan birçok araştırmada gen mühendisliğinin önemi ve gücü belirtilmeye başlanmıştır. Birçok kişi artık zararlı genleri bireylerin haklarını kısıtlayarak yok etme yerine, zararlı genleri özel yöntemlerle normal ya da üstün gen niteliğine çevirmenin yollarını aramaya başlamıştır. Bu konudaki girişimler büyük bir coşkuyla karşılanmakta ve yorumlamalar gittikçe aşırıya varan ölçülere ulaşmaktadır. Bununla beraber gen mühendisliğinin uygulama alanının kısıtlı olmasını gözden uzak tutmamak gerekir.&lt;/STRONG&gt;&lt;/P&gt;
&lt;P class=MsoNormal&gt;&lt;STRONG&gt;Her şeyden önce, DNA'daki baz çiftterinin çok küçük olması nedeniyle, fiziksel olarak (mikrocerrahi ile) değiştirilmesini ümit etmemiz biraz hayalcilik olacaktır. Ikincisi, bu şekildeki düzeltmeler kural olarak vücut (soma) hücrelerine sınırlı kalacaktır; bu da gelecek döllerin yapısını değiştirme için etkili değildir.&lt;/STRONG&gt;&lt;/P&gt;
&lt;P class=MsoNormal align=left&gt;&lt;STRONG&gt;ZARARLI GENLERİN DEĞİŞTİRİLMESİ&lt;/STRONG&gt;&lt;/P&gt;
&lt;P class=MsoNormal&gt;&lt;STRONG&gt;Vücut hücrelerimiz (çekirdek taşımak koşuluyla) bir bireyi meydana getirecek tüm genlere sahip olmasına karşın, bulunduklan yer ve dokuya göre taşıdıklan genlerin ancak bazıları işlev yapabilecek durumdadır. Örneğin; tiroksin üretecek enzimleri sentezlemek için, yalnız tiroit bezindeki genler işlev görür ve bilgi üretebilir. Bu organda veya bezde bulunan zararlı bir gen kapatıldığı için herhangi bir etkiye ve kusura neden olmaz. Başka bir organd.. ( &lt;a href=&quot;http://gurcan091609.blogcu.com/gen-muhendisligi_18261631.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Sat, 07 Jun 2008 20:56:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>İnsan Klonlanması</title>
            <link>http://gurcan091609.blogcu.com/insan-klonlanmasi_18261441.html</link>
            <guid>http://gurcan091609.blogcu.com/insan-klonlanmasi_18261441.html</guid> 
            <description>&lt;P class=MsoNormal align=justify&gt;&lt;STRONG&gt;Klonlanmış (kopyalanmış) kuzu Dolly'nin &quot;baba&quot;sı Ian Wilmut Amerikan firması Geron ile birlikte, insan klon hücrelerini doku kültürlerinde tıbbi amaçlarla çoaltmaya başladı. diğer yandan Amerikan Ulusal Sağlık Enstitüsü de insan klonlamayı özel sektör tekelinde bırakmamak için, bu araştırmalara başlamış bulunuyor.&lt;/STRONG&gt;&lt;BR&gt;&lt;STRONG&gt;Klonlanmış bir embriyonun farklılaşmış hücrelerivücut dışında özel bir besleyici sıvıda çoğaltılır; buna &quot;doku kültürü&quot; denir. Bu hücreler kültürde sinir, kan, pankreas, kas vb. hücrelerine dönüşür; bu hücreler bunama (Alzheimer hastalığı), lösemi, şeker hastalığı, kalıtsal kas erimesi (Duchenne hastalığı) ve hatta AIDS tedavisinde kullanılabilecek. Resimde insan klonu embriyon hücreleri görülüyor.&lt;/STRONG&gt;&lt;/P&gt;
&lt;P class=MsoNormal align=justify&gt;&lt;STRONG&gt;Science et Vie, Nisan 1999&lt;/STRONG&gt;&lt;/P&gt;
&lt;P class=MsoNormal align=justify&gt;&lt;STRONG&gt;&amp;nbsp;</description>
            <pubDate>Sat, 07 Jun 2008 20:54:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>GEN HARİTASI</title>
            <link>http://gurcan091609.blogcu.com/gen-haritasi_18260921.html</link>
            <guid>http://gurcan091609.blogcu.com/gen-haritasi_18260921.html</guid> 
            <description>&lt;P&gt;&lt;STRONG&gt;Popüler bilim, araştırmalarındaki sınırsızlığını çağımızın belki de en önemli nedenine &amp;#8220;gen&amp;#8221; lere yönelterek devam ettirmeye çalışıyor.&lt;/STRONG&gt;&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;&lt;STRONG&gt;İnsan gen haritası projesi, bitiş çizgisine geldi.&lt;BR&gt;Bu Proje, 250 milyon dolarlık maliyeti ile bugüne dek gerçekleştirilen en pahalı, en kapsamlı bilimsel çalışma. Araştırmayı destekleyenler,&amp;nbsp; haritanın tümüyle çıkartılması sonucunda, ömrün uzamasının yanı sıra, kanserden&amp;nbsp; kellik sorununun çözümüne, bunamadan&amp;nbsp; depresyona dek pek çok hastalığın tanım ve tedavisinde köklü değişikliklere gidileceğini ve kader kavramının değişik boyutlara ulaşabileceğini öngörüyor.&lt;BR&gt;Karşı olanlar ise, insan yaşamında gizliliğin sona ereceğinden, iş ve çalışma hayatında genetik ırkçılığın başlayacağından kaygı duyuyor. Projenin tamamlanmak üzere olduğu şu günlerde kesin olan tek şey, bitiş çizgisini göğüslemenin en çok biyotek endüstrisinin işine yarayacağıdır.&lt;BR&gt;İnsan genlerinin deşifre edilmesi konusunda çalışan beş laboratuarın yetkilileri, son güne kadar rutin olarak her cuma, sabah saat 11.00'de birbirlerini telefonla arayarak gelişmeler hakkında bilgi veriyordu.&lt;BR&gt;Mart ayının ortalarında İnsan DNA'sındaki 3.2 milyar dolayındaki kimyasal molekülün iki milyarı okunmuş durumdaydı. Diğer bir deyişle, çalışmanın yaklaşık üçte ikisi bitmişti.&lt;BR&gt;Üzerinde 1.100 kişinin (bilgisayar uzmanları, biyologlar ve teknikerlerden oluşan bir uzman ordusu) çalıştığı projeye on üç yıl önce başlandı. Altı ülkede, on altı laboratuarda sürdürülen çalışmaların büyük bir kısmı ABD hükümeti ve İngiliz Wellcome Trust tarafından finanse edildi. Konuya yakın ilgi duyan ve devletle yarışa kalkan özel sektör bitiş çizgisini önce göğüsleme.. ( &lt;a href=&quot;http://gurcan091609.blogcu.com/gen-haritasi_18260921.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Sat, 07 Jun 2008 20:42:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>~Gen ve Din ~</title>
            <link>http://gurcan091609.blogcu.com/gen-ve-din_18260461.html</link>
            <guid>http://gurcan091609.blogcu.com/gen-ve-din_18260461.html</guid> 
            <description>

























































































&lt;P&gt;&lt;STRONG&gt;Genler din adamlarına soruluyor, Moleküler biyolog profesörler Hadisler hakkında değerlendirme yapıyor!. &lt;/STRONG&gt;&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;&lt;STRONG&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Bilgi ezberleyip bunu tekrar edenler âlim oluyor!!! &lt;/STRONG&gt;&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;&lt;STRONG&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; İşte böyle bir karmaşa içinde Amerika da Time Mecmuası Dean Hamer&amp;#8217;i kapak yaparak &amp;#8220;God Gene&amp;#8221; adlı kitabından alıntılar yaptı ve bu alıntılar Türkiye ye &amp;#8220;İnanç geni&amp;#8221; olarak nakledildi. &lt;/STRONG&gt;&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;&lt;STRONG&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; İnanç geni var mı yok mu konusu mahalle kahvehanelerinde tartışılmaya, buralarda Dean&amp;#8217;a eleştiriler ya.. ( &lt;a href=&quot;http://gurcan091609.blogcu.com/gen-ve-din_18260461.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Sat, 07 Jun 2008 20:36:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>DNA'NIN SENTEZİ: REPLiKASYONU</title>
            <link>http://gurcan091609.blogcu.com/dna-nin-sentezi-replikasyonu_18260361.html</link>
            <guid>http://gurcan091609.blogcu.com/dna-nin-sentezi-replikasyonu_18260361.html</guid> 
            <description>&lt;P class=MsoNormal&gt;&lt;STRONG&gt;Dikkatli ölçmeler sonucu elde edilen değerlerden aynı tip hücrelerde DNA'nın hem kimyasal özelliğinin hem de toplam miktannın, dölden döle sabit kaldığım biliyo&amp;shy;ruz. Demek ki DNA'nın hem niceliği ve hem de niteliği,aynı ana hücreden meydana gelen benzer hücrelerde aynı kalmak zorundadır. Bu nedenle hücre mitoz bölün-meye hazırlanırken DNA bütün uzunluğu boyunca, bütün kromozomlarda bir uçun&amp;shy;dan diğer ucuna doğru kendini ikiler. Bir DNA molekülü replikasyon (ikileşme) yapa&amp;shy;cağı zaman DNA molekülünün ikili sarmal dizilerim birbirine bağlayan zayıf hidrojen bağları bir fermuar gibi açılır. Eğer molekülün bir uçundan baslarsak teker teker her pürini, pirimidin esinden fermuarı açar gibi ayırabiliriz. Bu açılma her iki dizide eşle-rinden ayrılan pürin ve pirimidinin uçlarını açıkta bırakır.&lt;/STRONG&gt;&lt;/P&gt;
&lt;P class=MsoNormal&gt;&lt;STRONG&gt;Hücrenin hammadde deposunda çeşitli nükleotitler vardır. Bu nükleotitler yük&amp;shy;sek enerjili fosfat bağları taşırlar &amp;lt;ATP molekülünde olduğu gibi). DNA'nın İki dizişi birbirinden ayrıldığı zaman, depodan gönderilen nükleotitlerin uygun olanları dene-nerek yerlerini alırlar. Diğerleri uymadıkları için geri çevrilirler. Bir adenin grubu yalnız bir timin grubu ile birleşir. Diğer dizideki eski timin ise ikili sırayı tamamlamak için yeni bir adenin nükleotitle birleşir . ikili sarmal, bir uçtan diğer uca doğru boylu boyunca bir fermuar gibi azar azar açıldıkça uygun tipteki nükleotitler zincirdeki yerlerini alırlar, ikili sarmal dizinin sonuna ulaşıldığında,&lt;BR&gt;&lt;IMG height=251 src=&quot;http://www.genetikbilimi.com/genbilim/collaboration.gif&quot; width=439 border=0&gt;&lt;/STRONG&gt;&lt;/P&gt;
</description>
            <pubDate>Sat, 07 Jun 2008 20:33:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>AĞRIYI GÜÇSÜZ BIRAKMAK</title>
            <link>http://gurcan091609.blogcu.com/agriyi-gucsuz-birakmak_18260191.html</link>
            <guid>http://gurcan091609.blogcu.com/agriyi-gucsuz-birakmak_18260191.html</guid> 
            <description>&lt;P&gt;
&lt;TABLE cellSpacing=0 cellPadding=0 width=391 border=0&gt;

&lt;TR&gt;
&lt;TD width=389&gt;
&lt;P class=MsoNormal&gt;&lt;STRONG&gt;ŞİDDETLİ AĞRIYA CERRAHİ BİR YAKLAŞIM&lt;/STRONG&gt;&lt;/P&gt;&lt;/TD&gt;&lt;/TR&gt;&lt;/TABLE&gt;
&lt;TABLE cellSpacing=0 cellPadding=0 border=0&gt;

&lt;TR&gt;
&lt;TD vAlign=top width=567&gt;
&lt;P class=MsoNormal&gt;&lt;I&gt;&lt;STRONG&gt;Tıbbın babası olarak kabul edilen Hippocrates, yüzyıllarca önce &amp;#8220;Ağrı dindirme Tanrı sanatıdır.&amp;#8221; demiştir. Bu sözlerle vurgulanmak istenen düşünce şudur: Ağrıyı dindirenlerin Tanrısal bir işlevi vardır. Bilim adamlarıysa, bilimsel yaklaşımlarla ağrıyı dindirmek için yüzyıllar boyu uğraşlar verdiler; ama, bu uğraşı verirken onların amacı, ilahi bir gücü ele geçirmek ya da ilahi bir sanat yapmak değildi; insanı çaresizliklerin kıskacında bunaltan bu soruna, ağrı sorununa çözüm bulmakdı.&lt;/STRONG&gt;&lt;/I&gt;&lt;/P&gt;
&lt;P class=MsoNormal&gt;&lt;STRONG&gt;AĞRI, insan organizmasının önemli bir koruyucu işlevidir. Organizmanın içinde olan birtakım değişiklikler, organizmaya dışarıdan yöneltilen belli bazı etkiler ağrı ile haber verilir. Ağrı bir uyarı sistemidir ve bu sistem olmadan, insanın varlığını ve sağlığını, sürdürmesi olanaksızdır. Peki, bu koruyucu işlev neden birtakım tıbbi ya da cerrahi işlemlelerle giderilmeye çalışılıyor? Bu sorunun yanıtı kısaca şudur: Cerrahi işl.. ( &lt;a href=&quot;http://gurcan091609.blogcu.com/agriyi-gucsuz-birakmak_18260191.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Sat, 07 Jun 2008 20:31:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>~DNA ve Kriminoloji~</title>
            <link>http://gurcan091609.blogcu.com/dna-ve-kriminoloji_18259731.html</link>
            <guid>http://gurcan091609.blogcu.com/dna-ve-kriminoloji_18259731.html</guid> 
            <description>&lt;P align=left&gt;&lt;STRONG&gt;Teknolojik gelişmeler, moleküler genetik biliminin gelişimini hızlandırmış; kriminal problemlerin çözümünde de kullanılacak delillere yenilerini eklemiştir. Bilimin ana hedefi gerçeği aramaktır ve yüzyıllardır hukuki problemlerin çözümünde yardımcı olmuştur.&lt;BR&gt;Kriminoloji kelimesinin Türkçe karşılığı &amp;#8220;suç bilimi&amp;#8221;dir. Suçluların ve suçsuzların ayrımında kullanılan teknikler giderek özelleşmiştir. 20 yy. başında parmakizi analizleri teknikleri kullanılırken son yıllarda DNA analiz teknikleri kullanılmaya başlanmıştır.&lt;BR&gt;DNA molekülü kanıt için güçlü bir araçtır. Çünkü tek yumurta ikizleri dışında tüm insanların DNA&amp;#8217; sı birbirlerinden farklıdır. Bu özellik kriminal tanı koymada temel faktördür. Bir diğer önemli özellik ise bir insanın DNA&amp;#8217;sının her hücrede birebir aynı olmasıdır. Örneğin, bir insanın kan hücrelerinden alınan DNA örneği, saç hücresinde, kemik hücresinde yada sperm hücresindeki DNA ile aynıdır.&lt;BR&gt;Suç mahalinden toplanan DNA örnekleri, parmak izinde olduğu gibi kıyaslama yöntemi ile kişiyi şüpheli olmaktan çıkarabilir ya da kanıt&amp;nbsp; oluşturarak bir şüpheli ile bağlantı kurabilir.Aynı zamanda farklı suç mahalleri ile bağlantı kurulmasını sağlayabilir.&lt;BR&gt;DNA&amp;nbsp; moleküllerinin&amp;nbsp; kriminal amaçlı kullanılması, insan dokusundan elde edilen DNA&amp;#8217;nın, belirli bölgelerinin incelenerek &amp;#8220;barkod&amp;#8221;lama işlemi ile gerçekleştirilir. &amp;#8220;Barkod&amp;#8221; bilgisayar tarafından sayısal bir değere dönüştürülür. Böylelikle her insanın (yumurta ikizi hariç) kendine özgü bir barkodu olacaktır.&lt;BR&gt;Bilimsel koşullara ve konuyla ilgili dernekler ve kurumların oluşturduğu çalışma grupların tavsiyelerine uygun olarak gerçekleştirildiği takdirde, yeryüzünde DNA molekülü aynı olan iki kişinin bulunması olanaksızdır.(İhtimal 1 trilyonda birden azdır.)&lt;BR&gt;Suç mahalinden alınan örnek dokular, laboratu.. ( &lt;a href=&quot;http://gurcan091609.blogcu.com/dna-ve-kriminoloji_18259731.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Sat, 07 Jun 2008 20:10:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title> GELİŞEN BİYOTEKNOLOJİK GELİŞMELER</title>
            <link>http://gurcan091609.blogcu.com/gelisen-biyoteknolojik-gelismeler_15481451.html</link>
            <guid>http://gurcan091609.blogcu.com/gelisen-biyoteknolojik-gelismeler_15481451.html</guid> 
            <description>&lt;P align=justify&gt;&lt;STRONG&gt;Biyolojide&amp;nbsp; DNA&amp;#8217;nın&amp;nbsp; yapısının çözümlenmesi&amp;nbsp; 20. yüz yıldaki en&amp;nbsp; önemli&amp;nbsp;&amp;nbsp; bilimsel gelişmelerden biridir. Bu gelişme alanda yeni çalışmalara ivme kazandırmıştır. Yeni teknolojilerin kullanıldığı ve uygulandığı&amp;nbsp; bu çalışmaların doğurguları&amp;nbsp; fiziksel ve doğal dünyayı değiştirebilecek&amp;nbsp; niteliktedir. Bu&amp;nbsp; nedenle&amp;nbsp; bilimsel platformlarda&amp;nbsp; yeni yüzyıl biyoteknoloji yüzyılı olarak tanımlanmaktadır. &lt;BR&gt;Biyoteknoloji ve Gelişmeler &lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Biyoteknoloji kavramı, ilk kez 1919 yılında Ereky&amp;nbsp;&amp;nbsp; tarafından kullanılmıştır.&amp;nbsp; Biyoloji ve teknoloji alanındaki gelişmeler,&amp;nbsp; hiç kuşkusuz kavramın kapsamını&amp;nbsp; genişletmiş; anlamını zenginleştirmiştir. Söz konusu gelişmeler,&amp;nbsp; tarihsel süreç içinde, üç başat&amp;nbsp; döneme ayrılmaktadır. (1,2,3,4,5) &lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Geleneksel biyoteknoloji dönemi .- 1919 ve 1939&amp;#8217;lu&amp;nbsp; yılları kapsamaktadır. Bu dönemde, biyoteknoloji&amp;nbsp;&amp;nbsp; Ereky &amp;#8216;nin kavramı ilk kullandığı anlamda&amp;nbsp; &amp;#8216;&amp;#8217; biyolojik sistemlerin yardımıyla&amp;nbsp; hammaddelerin yeni ürünlere dönüştürüldüğü işlemleri&amp;#8217;&amp;#8217;&amp;nbsp; ifade etmektedir. Bu dönemdeki bilgi birikimi ve teknolojiyle&amp;nbsp; biyolojik sistemler, herhangi bir&amp;nbsp; değişime tabi tutulmaksızın ekmek, peynir, yoğurt, alkol vb. maddelerin üretilmesinde kullanılmıştır. &lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Ara dönem.- 1940 ve 1973&amp;#8217;lü yılları kapmaktadır. Bu dönemde genomlarında&amp;nbsp; köklü bir değişiklik&amp;nbsp; yapılmaksızın biyolojik sistemlerin,&amp;nbsp; endüstride kullanım alanları genişletilmiş sınırlı tekniklerle antibiyotik, enzim, protein&amp;nbsp; vb. maddelerin&amp;nbsp; üretimi geliştirilmiştir. &lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Modern biyoteknoloji&amp;nbsp; dönemi.- Gelişmiş ve modern tekniklerin biyolojik sistemlere &lt;BR&gt;Uygulanmasına ilişkin çalışmaları&amp;nbsp; kapsamaktadır. Mutasyonlar ya da rekombinant DNA &lt;BR&gt;Teknolojisi yardımıyla oluşturulan yeni fenotipik karakter taş.. ( &lt;a href=&quot;http://gurcan091609.blogcu.com/gelisen-biyoteknolojik-gelismeler_15481451.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Wed, 07 May 2008 23:05:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>İnsan Genomu </title>
            <link>http://gurcan091609.blogcu.com/insan-genomu_15480941.html</link>
            <guid>http://gurcan091609.blogcu.com/insan-genomu_15480941.html</guid> 
            <description>&lt;P class=MsoNormal&gt;&lt;STRONG&gt;Hücre çekirdeğinde 23 çift kromozomda yaklaşık olarak sayıları 26-31 bin civarındaki genlerin taşıdığı 3.2 milyar nükleotidden oluşan DNA zinciri bulunmaktadır. Genom adı verilen bu yapının işleyişini anlamak ve çift nükleotid dizilerinden oluşan sarmal yapılı DNA iplikçiklerinin haritasını çıkarmak günümüz bilim adamlarının en çok kafa yordukları konuların başında gelmektedir. DNA, bir hücrenin tüm aktivitesini belirleyen ögedir. Ancak DNA'nın büyük kısmının ne işe yaradığı günümüzde henüz bilinmemektedir. Bir bakteri hücresinde sadece 3.000 gen bulunduğu düşünüldüğünde, 26-31 bin geni taşıyan insan genomunun yapısının diğer canlılara oranla ne kadar geniş ve karmaşık yapıda olduğu açıkça gözlenmektedir. &lt;BR&gt;Genetik alanında yapılan çalışmalarla, birbirine bağlanarak uzatılması durumunda uzunluğu 1.5 metre, genişliği de bir 'inç'in 50 trilyonda biri kadar olan DNA merdiveninin haritası çıkarılmaya ve şifresi çözülmeye çalışılmaktadır. İnsan genomu projesi denilen bu çalışmalar, insanlığa sağlayacağı yararlar ve etik açıdan oluşturabileceği sakıncalar bakımından tüm dünyada tartışılmaktadır. &lt;/STRONG&gt;&lt;/P&gt;.. ( &lt;a href=&quot;http://gurcan091609.blogcu.com/insan-genomu_15480941.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Wed, 07 May 2008 23:04:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Kök Hücreler </title>
            <link>http://gurcan091609.blogcu.com/kok-hucreler_15480801.html</link>
            <guid>http://gurcan091609.blogcu.com/kok-hucreler_15480801.html</guid> 
            <description>&lt;P class=MsoNormal align=center&gt;&lt;STRONG&gt;Hücre kültürü çalışmaları ile, canlı vücudunda bir çok değişik hücre çeşidini meydana getirebilen kök hücrelerin olduğu ortaya konulmuştur. Kemik iliğinde bulunduğu bildirilen hematopoetik (kan dokusu) kök hücrelerin bütün kan hücrelerine dönüşebilme yeteneğine sahip olduğunun gösterilmesiyle başta kan kanseri olmak üzere bir çok kanser tedavisinde bu hücreler kullanılmaya başlanmıştır. Kök hücre kavramı bu hücrelerin çeşitli erişkin dokularında bulunduğunun saptanmasıyla daha da genişlemiş, artık günümüzde bir kan hücresinden bir sinir hücresi üretilebildiği veya daha ileri bir adım olarak bazı hücrelerden bütün organlara ait hücrelerin üretilebildiği bilimsel çalışmalarla gösterilmektedir. Bediüzzaman'ın &quot;acbü'z-zeneb&quot; olarak ifade ettiği ve yeniden yaratılışın özü olacak maddenin insan vücudunda bütün hücrelere dönüşebilecek ve bulunduğu şahısa ait genetik şifreyi taşıyan kök hücrelerin bulunduğu bir yapının olabileceğini akla getirmektedir. Kök hücre çalışmalarında böyle bir yapının göz önünde bulundurulmasının çalışmalara büyük katkı sağlayabileceği unutulmamalıdır. &lt;BR&gt;Diğer alanlarda olduğu gibi genetik çalışmalar sonucu elde edilen çok kıymetli verilerin suiistimal ihtimali hiçbir zaman gözardı edilmemelidir. İnsanın genetik haritasının ortaya çıkarılmasına yönelik olarak gündeme gelen etik ve yasal tartışmalarla birlikte, 1997 yılının Kasım ayında Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü'nün (UNESCO) düzenlediği konferansta &quot;Birleşmiş Gen Haritası ve İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi&quot; yayınlanmıştır. 25 maddeden oluşan bu bildirgede özellikle deşifre edilecek insan genomu sonucu, insanın genetik yapısı ne olursa olsun herkesin saygı görmeye hakkı olduğu, hiç kimsenin genetik ayrımcılığa tabii tutulamayacağını, doğal halindeki insa.. ( &lt;a href=&quot;http://gurcan091609.blogcu.com/kok-hucreler_15480801.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Wed, 07 May 2008 23:02:01 +0300</pubDate>        
        </item>
        <atom:link href="http://gurcan091609.blogcu.com/rss.php" rel="self" type="application/rss+xml" />
</channel>
</rss>